Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Gazete Torbalı

MİLLİ UYANIŞ

MİLLİ UYANIŞ

Sultan Alparslan’ın Malazgirt zaferi ile Anadolu’ya ayak basan ALPEREN’LER ve onlara Anadolu’da rehber olmuş, Ahmet Yesevi’nin açtığı yolda yürüyen, ANADOLU ERENLERİ (Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli vb. yüzlerce eren, evliya, binlerce gezgin dervişler, TÜRK Milletinin insanlık anlayışını ve İslamiyet’in evrensellik ruhunu Anadolu insanlarıyla tanıştırmışlardır.

200 yılı aşkın süre ANADOLU’DA insanlığa ışık tutacak bir tarih yazan Müslüman Türkler, aynı ruhla kurdukları Osmanlının torunlarına nasip olan İstanbul’un Fethiyle, Avrupalının karanlık ortaçağını kapatıp yeni bir çağla insanlığın tanışmasına vesile olmuşlardır. “Yaratılanı severiz yaratan’dan ötürü“ anlayışını, gittiği her yerde uygulayan Müslüman Türk,
son 200 yıldır bir garabet içine sürüklenmiş, kurduğu Cumhuriyet ile KÖR-TOPAL haliyle, bazen sürünerek, bazen yürüyerek, bazen de koşar adımlarla bugünlere gelebilmiş, 84 Milyonluk büyük bir ülke olabilmiştir.

Şartlanmışlık ve şarlatanlık hislerinden uzaklaşıp, tarihi ve bugünkü dünya gerçeklerini görebilen, kendi değerlerine sahip bir nesil yetiştirmeye çalışan, kurum ve kuruluşların horlandığı ve engellendiği bir sistem girdabı içinden kurtulmaya çalışan Müslüman Türk Milletinin tarihi gerçekleri ortaya çıkarılmalı ve Anadolu halkıyla paylaşılmalıdır.

Geçen çağlar içerisinde, TÜRK ve Müslüman TÜRK toplumlarının değer yargıları ile diğer dünya toplumlarının ve Avrupa toplumlarının değer yargıları arasındaki farkı görüp kuracağımız bir terazinin göstergeleri bize doğruları gösterecektir.

Kız çocuklarını diri- diri toprağa gömen ve kadına hiç değer vermeyen Arap toplumları / Kadınlarını, korunacağı bir barınak olarak gören ve Meclislerinde söz sahibi yaptığı Türk toplumları,

Tüm dönemlere ilmi ve ahlakı ile ışık tutan, Müslüman Türk, Müslüman Arap-Fars ilimleri ve ilim adamları ve bunların baş tacı edilmesi / Hıristiyan Avrupalının, değerleri 200 yıl sonra anlaşılan, İlim adamlarını deli diyerek sokaklarda gezdirip, Giyotinlerde cezalandırması, Vb. tarihi örnekler çoğaltılabilir.

Soracağımız soru
”İslam âlemi ile Müslüman TÜRK, Müslüman Arap-Acem ve Müslüman Ortadoğu ülkelerinin, Hıristiyan Avrupa’nın bugünkü hali nedir”

Milli kültüründen ve Manevi inancından uzaklaşan ve eğitimsiz kalan toplumlar, Devletini ve Milletini, hasımlarının istedikleri zeminlere sürüklemeye müsait duruma düşmüş toplumlardır.

Allah rızası için gerçek tarihimizi ve günümüzü inceleyip, aradaki farkı görüp yolumuzu ve rotamızı özümüze çevirmeliyiz. Milli ve Manevi değerlerimize, Tarihimize yakışır bir üslupla sahip çıkıp, kariyerlerini, materyalist düşünce ve İdeolojilerle değil, manevi değeri yüksek Tarih, Aile, Millet, Vatan ve Devlet şuuru ile tamamlamış, kültürünü ve özünü koruyup kollama misyonunu yüklenmiş vizyon sahibi lider ve kadrolarını seçebilme özellikli toplum olmalıyız.
Aksi halde, şartlanmışları ve şarlatanları bol bir toplum olmaktan kurtulamayız.
Devlet ve Millet olarak, adaletsizlik ve haksızlıkları engelleyecek, karşı koyacak gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir, sessiz kalabilir, dost bildiklerimize buğuz edebilir, susabiliriz, fakat, kendimizi ve dostu düşmanı unutmamalıyız.

Öğrenmemiz gereken tarih, Baltacı ile katarina ilişkisi gibi Müslüman Türkün, Adap ve Ahlakına yakışmayan uyduruk söylentileri değil, Yavuz Sultan Selim’in neden Halifeliği Osmanlıya getirmeye gayret ettiğini,
Çanakkalede gösterilen kahramanlık ve verdiğimiz şehitlerimiz üzerinden her yıl hamaset üretmek değil, neden 250 bin şehit verdiğimizin sebeplerini okumak öğrenmek olmalıdır.
Lozan da kaybettik, satıldık ve ya zafer elde ettik yaygaralarıyla avunma veya yerinme yerine, “Müslüman Türk Lozan da yüz yıllık bir zaman kazanmıştır” sözüne kulak verip, kazandığımız yüz yılın 100 yıla yakın zaman içinde neler yapıp neler yapamadığımızı sorgulamalıyız.

50 yıldır yok edemediğimiz Terörün, tohumlarının atıldığı, beslendiği, yeşertildiği ve zehirlerinin akıtıldığı tarihi gerçeklerini iyi analiz ederek bugünkü durumunu değerlendirmeliyiz.
Cumhuriyetin kuruluşundan beri sözde Sosyalizm adına Komünist, faşist, totaliter rejimlerin taşeronluğunu yapanları sorgulamalıyız.
Sözde İslam adına, Milletimizi, yüz çeşit Mezhep, tarikat, cemaate ayrıştırıp, Şeyh’lerin, Şıh’ların, Hoca’ların peşinde zihniyet mücadelesi yaptıranları sorgulamalıyız.

Her 10 yılda, Milletine tokat atıp, 100 yıldır “Çıktık açık alınla” 10. yıl marşıyla sokaklarda bağıran zihniyetlerin kendilerini sorgulamaları gerekir.

Biz Atatürk’ten sonra ÜLKEMİZİ yönetecek ve temsil edecek, Milli ve manevi şuura sahip refleksleri güçlü vizyon sahibi liderlere neden sahip çıkamadığımızı sorgulamalıyız.

Yıllardır, mal, mülk, para peşinde,
Çalalım mı? Çalmayalım mı? arasında gidip gelip birbirimizle dalaşırken, Örfümüz, Ahlakımız, Dinimiz, diyanetimiz yağmalanırken uyumuşuz?

Milli Şuur olmadan, Tarih Şuuru olmayacağını, Tarih Şuuru olmadan Milli Şuurun güçlenmeyeceğini, bunlar olmayınca da “MİLLİ UYANIŞIN” gerçekleşmediğini ve gerçekleşmeyeceğini görebilmeliyiz.
Haddimi aşarsam Allah affetsin.
Anladığım kadarıyla mealen,
“Toplumlar layık oldukları yönetimlerle idare edilirler” sözünün kimin söylediğini tartışmak yerine, Müslüman ve Müslüman Türk gibi yaşayıp yaşamadığımızı sorgulamalıyız.
HOŞÇA KALINIZ

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ