Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Gazete Torbalı

KIRK KATIR MI? KIRK SATIR MI?

KIRK KATIR MI? KIRK SATIR MI?

Yaşadığımız ilçedeki güzelliklerin farkında olmadan yaşıyoruz ve taktığı gözlüğün çerçevesinin dışına çıkamayan toplum mühendislerine katlanmak zorunda bırakılıyoruz.

İlçemizin, sağlıkta, eğitimde, işsizlikte, çevre temizliğinde ve sosyal yaşam alanında o kadar çok halledilmesi gereken sorunları varken, birileri ile didişme içgüdüleri gelişmiş, sözde aydın kafalarla meşgul ediliyoruz.

Kendilerini icranın, yargının ve güvenlik güçlerinin yerine koyan, boş ve ham hayal peşinde koşanlara kulak vermek zorunda bırakılıyoruz.

Öncelikle kendi kapısının önünü temiz tutma yeteneği gelişmemiş, komşusunun kapı önündeki çekirdek kabukları ile uğraşan aklıevvellerin kanatlarına konmaya zorlanıyoruz.

Ağaca tırmanmayı beceremeyen, ama ağaca çıkanları da meyve hırsızlığı ile suçlayan beceriksizlere uymak zorunda bırakılıyoruz.

Başarıyı, çoklukta, üremede ve büyümede görüp nefsinin esiri olmuş iradesizlere biat etmek zorunda bırakılıyoruz.

Bilgisizliğini iftira ile örtmeye çalışan ve riyakârlığı meslek edinmişlerle yaka paça olmak zorunda bırakılıyoruz.

Birçok örnek verilebilecek karmakarışık bir ortamda yaşamak zorunda bırakılıyoruz.

Bu benzetmeleri genel anlamda kullandığımı ve hiçbir kişiyi veya kurumu hedef almadığımı belirterek asıl üzüntümü paylaşmak istiyorum.

Bu kadar değişik yöre insanının yaşadığı ve küçük bir Anadolu maketi olan ilçemizde biraz tahammül ve hoşgörü ile değişik güzelliklerin yaşanacağını, birlik beraberliğin sağlanacağını ve sorunların kısa zamanda çözülebileceğini düşünemiyor, düşündürecek umut ışıklarını da göremiyoruz.

Tutturmuşuz bir “İŞBİRLİKÇİ” sözcüğü durmadan sağa sola saldırıyoruz. Biz kendi kafamızdaki  “Şeytanla” yaptığımız işbirliğini ya göremiyoruz ya da gizlemek için suizan yapıyoruz.

Bu ülkede çeşitli darbelerle yönetimlerin değiştiği bir vakıadır. Yapılanlar ortada. Çarpıtılmış bir tarihten bahsetmiyoruz. Hepimiz bunları dün yaşadık.  Kontrgerilla, Derin devlet, faşist ordu yakınmalarımızı hatırlayalım.

Aynı olayları ilçemiz yönetimleri içinde de görmek mümkündür. Torbalı Belediyeciliğinin boşa geçmiş onlarca yılından ve iktidarın nimetlerinden yeterince faydalanmamamızdan bahsetmek mümkündür. Zaman zaman bunlar gündeme taşınması da acımasızca ve bilinçsizce eleştirilmektedir.

Yıllardır yaşadığım bu güzel ilçede, çok iyi hizmetler edebilecek ve ileriye yönelik çok güzel ve kalıcı projeler üretebilecek çok değerli insanlar tanıdım. Bunlar, bırakın hizmet etmeyi bu ilçede zurnanın son deliği bile olamadan kişisel hatalar yaptırılarak ya göçüp gitmişler ya da bir kenara itilmişlerdir.

Bu bir samimi eleştiridir. Kabul edilir veya edilmez bilemiyorum. Kabul edilmediği veya en azından hoşgörü ile karşılanmadığı takdirde zurnanın son deliğine bile ulaşılamayacağını anlayıp öğrenmemiz gerekmektedir. 

Bu yazımı okuyanların bir çoğu da benim bu yazımı okuyup, “Ya Feyzullah Turan’da yazıyor ama kimi eleştirdiği, kimden taraf olduğu belli değil” diyerek eleştirecektir. Bu günler hedef gösterilerek eleştiri yapılacak günler değildir, bu günler dayanışma, müzakere ve birlik olma günleridir.  Münazara, münakaşa günleri değildir. Hepimiz aynı çukurdayız, ateş düşerse yanarız, su basarsa boğuluruz.

Kadı, suç zanlısı birine sorar “Kırk katır mı istersin kırk satır mı?” İstersin. Kırk satır ile başının kesileceğini, kırk katırla özgür kalacağını düşünen adam, “Kırk katır!” İsterim demiş.

Bedeninin her bir parçası bir katıra bağlanan adam, ayrı yönlere giden katırların kırbaçlanmasıyla büyük acılar içinde parça parça olarak ölmüş.

Nefsimize uyup, İnsanımızı “Kırk katır, Kırk satır” durumuna getirip, ateşi körüklersek, hepimiz yanarız, Aklımıza uyup, Allah’ın ipine sarılıp kuyudan çıkış yolunu buluruz.

HOŞÇA KALINIZ

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ