Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Gazete Torbalı

TORBALI’DA BİR DEVİR KAPANDI

TORBALI’DA BİR DEVİR KAPANDI

Meslek hayatımın en zor yazılarından birini yazıyorum. Lafa nereden gireyim, ne yazayım inanın bende bilmiyorum. Siyasi bir eleştiri yazacak olsam, bir olayı yorumlayacak olsam, bir konuda fikrimi beyan edecek olsam yazının tillahını yazarım, ama acıyı yazmak… işte kelimelerin yetmediği yerdeyim!

Belediye başkanı İsmail Uygur’un evinde yangın çıktığı gün haber yapmak için gittim. En son 2014 seçimleri gecesinde o balkonda karşılıklı oturmuştuk. Balkonun o halini görünce hastaneye gittim. Sağlık durumunun iyi olduğunu, ayakta tedavisinin yapıldığını ve tedbir amaçlı İzmir’e sevk edildiğini öğrendim.

Sağlık durumu iyiydi, demek ki dumana çok maruz kalmış…

Önceki gün de vefat haberini aldım. Bu haberle birlikte Torbalı’da bir devir kapandı benim için…

Omuzlar üzerinde götürdüler kara toprağa. Ayağa kalksa dünyaya sığmayacak o adam, bir buçuk metrelik bir çukura sığıverdi…

Vefatı ile partili partisiz, taraflı tarafsız tüm Torbalı halkını ardında gözü yaşlı bıraktı. Hemen hemen herkes taziye mesajları yayınlıyor, fotoğraflar paylaşıyordu. Şöyle bir göz attım, paylaşılan fotoğrafların büyük bir bölümü benim 2014 yılına kadar çektiğim fotoğraflardı.

Uygur’un en sevdiği beyaz ceketli fotoğrafını da ben çekmiştim. Kent Arşivi’nin açılış töreninde bahçede çekmiştim. 2019 seçim afişlerinde de o fotoğrafı kullandı. Torbalı halkı da çok sevdi o fotoğrafını. Uygur, o fotoğrafla hatırlanmak isterdi, ben de o fotoğrafla hatırlayacağım kendisini…

Fotoğraflar arasında gezinirken, sosyal medyada AK Parti Torbalı İlçe Başkanı Selman Günaydın’ın paylaştığı bir fotoğraf gözüme çarptı. Günaydın, Belediye Başkanı İsmail Uygur’un oğlu Efe’ye sarılmış, acısına ortak olmuştu. 5 ay önce aynı acıyı yaşamış, babasını ve amcasını ardı ardına kara toprağa koymuş Selman Günaydın’ın Efe Uygur’a sarılması, halden anlayanın fotoğrafıydı. İşte acıda birleşmenin fotoğrafı bu dedim. Hangi dünya görüşüne sahip olursanız olun, hangi fikirde olursanız olun, hangi partiye mensup olursanız olun, acının dili, dini, rengi herkes için aynıdır.

Bu fotoğraf bana da başka bir fotoğrafı hatırlattı. Bu kez Beyaz Kafe’nin açılış töreni vardı. Davetliler tek tek İsmail başkanın yanına geliyorlardı, ben de fotoğraflarını çekiyordum. Sonra İsmail Başkan bana seslenip, “Herkesin fotoğrafını çektin, senle çekilmedik” dedi. Bu kez de beni aldı yanına, fotoğrafı da o dönemki Özel Kalem Müdürümüz Hatice Yaman çekti sağ olsun. Böyle de tevazu sahibi bir insandı.

Aile kurmamda da bana önemli destekleri oldu. O yüzden oğluma O’nun ismini verdim. Duyunca da, “Büyüdüğünde ismini beğenmezse ne olacak” diyerek güldü, şimdi eminim ki büyüdüğünde ismini gururla söyleyecek oğlum. Torbalı’nın efsane belediye başkanının ismini yaşatacak…

Uygur’un bir huyu vardı, hasta ziyaretlerini, cenaze törenlerini çok sevmezdi. “Bir insanı en son nasıl görürsen, hep öyle hatırlarsın” derdi. Sevdiği insanları hep iyi hatırlamak isterdi. Biz de kendisini en son iyi gördük, ömür boyu da iyi hatırlayacağız…

Uygur’suz ne siyasetin tadı var, ne belediyenin tadı var, ne de gazeteciliğin… alın şimdi siyaset de sizin olsun, belediye de! Ne yaparsanız yapın…

Ben de bu yazımı, Uygur’un en sevdiği sanatçı olan rahmetli Neşet Ertaş’ın bir türküsü ile bitireyim. İnşallah cennette de bir araya gelip, beraber saz çalıp türkü söylerler…

AH YALAN DÜNYA

Hep sen mi ağladın, hep sen mi yandın

Ben de gülemedim yalan dünyada

Sen beni gönlünce mutlu mu sandın

Ömrümü boş yere çalan dünyada

Ah yalan dünyada, yalan dünyada

Yalandan yüzüme gülen dünyada

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ