Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Gazete Torbalı

CEYLAN İLE ASLAN’IN AŞK HİKÂYESİ

CEYLAN İLE ASLAN’IN AŞK HİKÂYESİ

Aslan, bir ceylan yavrusunu yakalar ve yemek üzereyken Ceylan’ın acı ile bakan o güzel gözlerini görür görmez Ceylana âşık olur. Pençelerini gevşetir ve Ceylan kurtulup kaçar gider

Aslan, Ceylanın arkasından bakar kalır. Burnunun sızlamasına, gözlerinin sulanmasına ve heyecanının artmasına bir mana veremez. Ayağa kalkar ve dizlerinin tutmadığını, koşacak Ceylanı tekrar yakalayacak gücü kendinde bulamaz.

Şaşkın bir şekilde sis çökmüş ormanda ağır ağır gezerken, sanki her ağacın arkasında bu Ceylanın kendisine baktığını hissediyordu. Ormanda serap görüyor, koşuyor ve yakaladığı har anda ceylan kaçıp gidiyordu.

Ailesi ve çocukları kendisinden umutlarını kesip kendisini terk ettiklerinde, aç susuz arkalarından baktı ve terk etmeleri umurunda bile olmadı. Aslan için gökyüzü ve temiz havanın ve yaşamın bile hiç tadı tuzu kalmamıştı.

Gözleri sulandı, burnu sızladı, Ceylanı hatırladı ve kokusunu hissettiğini anladı. Ayağa kalktı ve ceylanı aramaya karar verdi. Bir ceylan sürüsüne rastladı ve sürüye saldırdı, dağılan sürü içinde birkaç tane yavruyu yakalamıştı ama baktı ki bu yavrular aradığı ceylan yavrusu değildi ve yakaladığı yavruları bırakıyor ve sağa sola koşturuyordu sonra hızla saldırdı sürüye, sürü ürkmüş, korkuyla kaçışıyordu; bir, iki yavru ceylanı bir pençeyle yere serdi. Aradığının onlar olmadığını görünce, onları bırakıp diğerlerine doğru koştu. Bu durum ceylanların da alışık olduğu bir şey değildi. Onlar da şaşkınlıkla sağa sola koşuşuyorlardı.

Nihayet soluğu kesildi aslanın, artık koşamıyordu. Islak gözleri, sızlayan burnu ve çarpan yüreğiyle, uzaklaşan sürünün arkasından bakakaldı. Yavru Ceylan sürekli Aslandan kaçıyor ve saklanıyordu.

Güneş batmış, ay doğmuş, gece dolunayda dolaşıyordu. Ağaçlar arasında gezerken birden bire bir inleme ile vücudunda dayanılmaz bir acılar hissetti. Ceylan’ın kokusunu çok yakından duymaya başladı. Baktı ki: Bir çukur ve tuzağa düşmüş, aradığı ceylan yavrusunu gördü

Hiç düşünmeden kendini çukura bıraktı.

Yavru ceylan, yakalandığını sanıp bir kenara büzülmüş, korkuyla titriyordu. Aslan, korkmasını istemiyordu; ancak bir Ceylan yavrusunun ondan korkmaması mümkün müydü? Ceylan korkuyla inliyor, çırpınıyor; ama kalkamıyordu. Belli ki tuzağa düşerken incitmişti bacaklarını. Vücudunun diğer yerleri de yaralanmıştı, kanıyordu. Aslan önce pençesiyle onu yere yatırdı, sonra diliyle kanayan yaralarını yalamaya başladı. Ceylan yavrusu korku içinde titriyordu. Ama Aslan bunu öyle bir şefkatle yapıyordu ki ceylan yavrusunun korkusu gittikçe azalıyordu.

Ceylan, birden annesini hatırladı. Annesi bir kaplan tarafından parçalanmadan önce; o, annesinin memesini emerken annesi de onu aynen böyle şefkatle yalıyordu, acıyla inledi yavru ceylan. Artık tamamen teslim olmuştu aslana. İkisinin de gözleri sulanmış ve burunları üzerinde bir sızlama oluşmuştu. Sevgiyle baktılar birbirlerine. Onlar, bunları hissederken bulundukları yerin bir avcı tuzağı olduğunu unutmuşlardı. Neden sonra bir sesle geldiler kendilerine. Tuzağı kuran avcılar sarmıştı çukurun başını. Ellerindeki uyuşturucu iğne fırlatan tüfekleriyle çukurun içini şaşkın bakışlarla seyrediyorlardı. Bir aslan ve bir ceylan, aynı tuzağın içinde birbirlerini, bir anneyle yavru gibi yalıyorsa şayet bunu anlamak onların işi olamazdı. Bunun içindir ki hayretler içindeydiler, neden sonra birisi seslendi: “Vurun aslanı.”

Bütün silahlar aslana doğrultuldu ve ateşlendi. Bir sürü iğne saplandı aslanın vücuduna. Açlıktan zaten kararan gözleri iyice karardı. Birden çukurun içine yığılıp kaldı. Kuyudan alelacele çıkardıkları ceylan yavrusunu arabadaki kafese yerleştirdiler. Aslanı almak üzere tekrar geleceklerdi.

Saatler sonra aslan kendine geldiğinde, bir kafesin içinde buldu kendini. Bir kargo uçağıyla hayvanat bahçesine götürülüyordu. Tekrar kendine geldiğindeyse yine bir kafesin içinde bir hayvanat bahçesindeydi. Olanları anlamaya çalışıyordu; ancak anlayamıyordu. Önünde kocaman bir et parçası vardı, çok açtı; lakin hiç yemek isteği yoktu. Boş gözlerle baktı etrafına. Belli ki ceylanı arıyordu gözleri.

Veteriner Hanım, aslan ve ceylanın çukurdaki hâllerini avcılardan dinlemiş ve duydukları ilgisini çok çekmişti. Ceylanın yaralarını tedavi ediyordu. Fırsat buldukça da aslanın kafesine yaklaşıp onu seyrediyordu. Söylenenlere inanamıyordu.

Aslan yine yiyeceğini yememişti. Bu durum kadının aklına bir fikir getirdi. Hayvanat bahçesinin müdürüne aslanın açlıktan ölmek üzere olduğunu söyledi. Bütün verilen yiyecekleri reddettiğini, yemediğini, son çare olarak aslana canlı bir ceylan yavrusu verilmesini teklif etti. Müdür, çaresiz kabul etti. Veteriner Hanım böylece iki gündür süren merakını da giderecekti.

Hemen görevliyi çağırdı ve ceylanı aslanın kafesine koymasını istedi. Kendisi de kafesin karşısına geçip merakla seyre koyuldu. Görevli, ceylan yavrusunu kucağında aslanın kafesinin olduğu bölüme soktu. Biraz önce hâlsiz yatmakta olan aslan, onun kokusunu almıştı. Ayağa kalktı, başını kokunun geldiği tarafa çevirdi ve gözleri yine ıslandı.

Aslan sevgiyle bakıyordu ceylana. O da tanımıştı onu ve korkmak şöyle dursun, sevinçle koştu aslanın yanına. Aslan yalamaya başladı ceylan yavrusunu, yavru da onu. Veteriner hanım hayretler içerisinde seyrediyordu olanları. Onun da gözleri ıslanmıştı. Saatlerce seyretti onları ve mesaisi bitince çıktı.

Aslan, uzandığı yerde yanına yatan ceylan yavrusunun gözlerini seyrediyordu sevinçle. Gözleri, bilmediği bir nedenle gittikçe kararıyordu. Veteriner Hanım sabahı zor etti ve kalkar kalkmaz daha kahvaltı etmeden hayvanat bahçesinin yolunu tuttu; çok heyecanlıydı. İçeri girince hayvanat bahçesinden, hemen aslanın kafesine doğru yöneldi. Kafesin etrafında görevliler toplanmıştı, daha çok heyecanlandı. Görevliler onu görünce toparlandılar, birisi “Aslan ölmüş.” deyiverdi.

Veteriner Hanım kafesin parmaklıklarına tutunabildi, çöktü yere ve titrek seslerle “Aşk bu olsa gerek” Diye söyleniyordu…

Aslan ölmüştü ve ceylan yavrusu adeta ona sarılmıştı, ağlıyordu. Bir ceylan yavrusuyla aynı kafesteyken bir aslan, açlıktan ölmüştü. Ceylanı zorla ayırdılar aslandan. Karşı kafese koydular ve bütün görevliler, aslanı çekerek kafesten dışarı çıkardılar. Ceylan yavrusu yaşlı gözlerle baktı aslana. Sonra başını yukarı kaldırdı bir aslan gibi ve bütün hayvanat bahçesi, bir aslan kükremesiyle inledi.

Acaba dünyada gerçek bir aşk yaşanmış mıdır, yoksa anlatılan kıssadan hisseler insanlara sevgiyi aşılamak için mi? Yazılmıştı, seven ve sevilenlere ithaf olunur… 08.09.2021

HOŞÇA KALINIZ

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ