Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Gazete Torbalı

AKIL NEFİS VE BENCİLLİK

AKIL NEFİS VE BENCİLLİK

Sevgili Kardeşlerim!

Ramazan ayını doyasıya idrak ettiğimiz ve bayrama eriştiğimiz şu (Coronalı-Cavid 19’lu) yasaklı günlerde, Allah rızasından uzaklaşmadan, bayramı yaşamayı ve bu aylara bu günlere tekrar sağlıklı bir şekildi ulaşmak için sevgiden ve hoşgörüden vazgeçmeden, insan olduğumuzu unutmadan yaşamaya gayret edelim.

Tüm Meleklerin secde ettiği, Allah’ın, bilgiyle donatarak, halifesi olarak yaratıp dünyaya hayatına gönderdiği, akıllı tek canlı varlık İnsandır. Belki içinde derin anlamlar taşıyan, yaratanla biz insanların ilişkileri, asırlardır anlatılan yazılan çizilenler gibimidir, değilmidir anlamayabiliriz. Ancak çok açık ve seçik olarak şunu görüp anlamlandırabiliriz. Tek soru ile aradığımız sorulara cevap bulabiliriz.

Neden? Canlılar içinde, Yaratan sadece insanı akıl ile donatmış, karşısında da, yarattığı tüm nimetlerin tadını alarak hayatı yaşaması için nefsi koymuştur. Aklıyla tüm güzellikleri bulan İnsanoğlu, neden? Nefsiyle, bu güzellikleri bencilliğine kurban etmektedir…

Akıl, Nefis ve bencillik derken, sizlerle bir kıssadan hisseyi paylaşmak istiyorum,

Masal buya!

Kurt, ormanda sağa sola kaçar, avcıları bir türlü atlatamaz. Canını kurtarmak için koşarken bir köylüye rastlar, köylüye, kendisini avcılardan kurtarması için yalvarmaya başlar.

“Ey insanoğlu, ne olur yardım et bana, peşimdeki avcılardan kaçacak nefesim kalmadı, eğer sen yardım etmezsen biraz sonra yakalayıp öldürecekler.”

Köylü bir an düşündükten sonra yanındaki boş çuvalı açar, kurda içine girmesini söyler. Çuvalın ağzını bağlar, sırtına vurur ve yürümeye devam eder. Birkaç dakika sonra da avcılara rastlar. Avcılar köylüye bu civarda bir kurt görüp görmediğini sorarlar, köylü “Görmedim” der ve avcılar uzaklaşır.

Avcıların iyice uzaklaştığından emin olduktan sonra köylü sırtındaki torbayı indirir, ağzını açar, kurdu dışarı salar.

“Çok teşekkür ederim” der kurt, “Bana büyük bir iyilik yaptın.” “Önemli değil” der köylü ve tarlasına gitmek üzere yürümeye başlar.

“Bir dakika” diye seslenir kurt:

Çok uzun zamandır bu avcılardan kaçıyorum, çok bitkin düştüm, açım, kuvvetimi toplamam için bir şeyler yemem lazım ve burada senden başka da yiyecek bir şey yok.

Köylü şaşırır: “Olur mu, ben senin hayatını kurtardım.”

“Yapılan iyiliklerden, verilen hizmetlerden daha çabuk unutulan bir şey yoktur” der kurt. “Ben de kendi çıkarım için senin iyiliğini unutmak ve seni yemek zorundayım.”

Bir süre tartıştıktan sonra, ormanda karşılarına çıkacak olan ilk üç kişiye bu konuyu sormaya ve ona göre davranmaya karar verirler.

Karşılarına önce yaşlı bir kısrak çıkar. ” Ne vefası ” der kısrak. “Ben sahibime yıllarca hizmet ettim, arabasını çektim, taylar doğurdum, gezdirdim. Ve yaşlanıp bir işe yaramadığımda beni böylece kapıya koydu… ”

Bu cevap kurdun çok hoşuna gider. Yolda ikinci olarak bir köpeğe rastlarlar. “Ben hizmetin değerini bilen bir efendi görmedim” der köpek, “Yıllardır sadakatle hizmet ederim sahibime koyunlarını korurum, yabancılara saldırırım, ama o beni her gün tekmeler, sopayla vurur…”

Kurt köylüye döner, “İşte gördün” der. Köylü de son bir çabayla “Ama üç diye konuşmuştuk, birine daha soralım, sonra beni ye” diye cevap verir.

Bu kez karşılarına bir tilki çıkar. Başlarından geçenleri, tartışmalarını anlatırlar. Tilki hep nefret ettiği kurda bir oyun oynayacağı için keyiflenir.

“Her şeyi anladım da” der tilki “Bu küçücük torbaya sen nasıl sığdın?”  Kurt bir şeyler söyler, tilki inanmamış gibi yapar: “Gözümle görmeden inanmam…”

İşin sonuna geldiğine inanan kurt torbaya girer girmez, tilki köylüye işaret eder ve köylü torbanın ağzını sıkıca bağlar. Köylü eline bir taş alır ve “Beni yemeye kalktın ha nankör yaratık” diyerek torbanın içindeki kurdu öldürür.

Sonra tilkiye döner “Sana minnettarım beni bu kurttan kurtardın, hayatımı sana borçluyum” der.

Tilki de “Benim için bir zevkti” diye cevap verir. O an köylünün gözü tilkinin parlak kürküne takılır, bu kürkü satarsa alacağı parayı düşünür ve hiç beklemeden elindeki taşı kafasına vurup tilkiyi öldürür…

Bir insan, yaratılış bilincinden uzaklaşarak bencilliği yaşamının gayesi haline getirdiğinde, kendisi için yapılan iyilikleri unutur, takdir etmez, paylaşmayı bilmez.

Toplum içinde bu düşünceler yaygınlaşır ise fertlerin birbirlerine karşı güven hisleri kaybolur. İnsanlar birbirine karşı şüphe ile yaklaşır. İnsanlar birbirinin derdi ile ilgilenmez, ihtiyacı olanlara yardım elini uzatmaz. Toplumu oluşturan bu İnsanlar, Allah’ın emirlerini unutup, İslam’ın güzelliklerini yaşamımıza kazandırmamıza en büyük engeldirler. Yalan dünya hayatında, bir makama gelmek, maddi çıkarlar elde etmek için ayak oyunları yaparak, vefasızlığın tüm örneklerini sergilemek, aklı olan, Allah’ın halifesine uygun bir davranış biçimi olamaz.

İnsan, hayatının her anında, tüm davranışlarıyla yaratanına verdiği sözünü unutmamalıdır. Unutanlar, nankörlük ederler ve kendilerine yardım edenlere karşı dürüst davranmamış olurlar.

Bir insan, bir insandan, bir güçten korkar ise para için, makam için, çıkarları için Allah’a verdiği sözü ve yeminlerini, hile ve fesat sebebi yaparak bozar ise mutlaka kıyamet gününde hesabı kendisinden sorulur.

Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozanlar, Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya; işte lânet onlara, yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır.”

(Rad suresi 25. Ayet)

Yüce Allah’tan, tüm insanlığı, hidayete erdirmesini diler,

Ramazan Bayramınızı en içten duygularımla kutlarım. 12 Mayıs 2021

HOŞÇA KALINIZ

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ