Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam
Gazete Torbalı

KADINIMIZ

KADINIMIZ

Garbın, sözde modern ve medeni dünyasında, yaklaşık 100 yıldır kadın hakları savunuculuğu yapılırken,

Şarkın da, sözde aydınları kendi kültürlerini bilmeden veya inkâr ederek garbın oyununa gelip kadın haklarını savunma adına kendi kültürlerine ve inançlarına ihanet edip sözde modern ve medeni dünyaya taşeronluk yapmaktadırlar.

Anadolu halkı, kadını ana ve bacı olarak baş tacı edip, canından daha kıymetli varlığı olarak kabul etmiştir. 1400 sene önce İslam, kadını özgürlüğüne kavuşturup, iffetine saygıyı emredip, kadına bugün sözde medeni dünyada verilmeye cesaret bile edilemeyen sonsuz hak ve hürriyetler vermiştir. Maalesef Anadolumuzun birçok yöresinde. Halen daha kadına hak ettiği değer verilmemekte ve kız çocukları aile içinde ikinci sınıf evlat olarak değerlendirilip, miras hakları bile ellerinden alınmaktadır.

Türk milleti, İslam öncesi tarihinden gelen kültüründe, kadınının iffetine en büyük saygıyı gösterirken aile içinde ve meclislerinde de söz sahibi yapmıştır. İslam’ı kabulü ile de bu kültürünü taçlandırmıştır. Çok kültürlü Anadolu’muz, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ile birlikte kadınımıza özgürlükçü bir statü tanımış, ancak, halen daha bu statüye direnen çoğu yöre halklarımız mevcuttur.

Kadınlarımız, İnsanı dünyaya getiren, besleyip büyüten bir anadır. Ana, hem insanlığımızın hem de Müslümanlığımızın gereği en büyük değeri vermemiz gereken bir varlıktır.

“Ana gibi yar, Vatan gibi diyar olmaz” sözü kültürümüzdeki kadınımıza verdiğimiz değerin en büyük ifadesidir. Yüce Peygamberimiz “Cennet anaların ayağının altındadır” diyerek, İslam’ın kadına verdiği en yüce değeri insanlığa tebliğ etmiştir.Biz, üzerine atılan tohumun yeşerdiği, büyüdüğü ve olgunlaştığı toprağa “Toprak ana” demişiz. Bin yıldır Vatan edindiğimiz Anatolia’ya  “ANADOLU”  adını vermişiz.  Anadolu’muzu nasıl canımız pahasına korumuş kollamış isek, bizleri dünyaya getiren kadınlarımızı da öyle korumuş ve kollamış ve sevmişiz. Müslüman Türk Milleti ve Anadolu halkını kadınına verdiği değer yaratılışında, yaratanın ona verdi görevle eşdeğerde olmalıdır.

Bugün olduğu gibi, dünde toplumları yozlaştırmak için özel görevlendirilmiş sözde aydınların yönlendirmeleri sonucunda, milletin bir kesiminin kültüründen ve inancından uzaklaştığı dönemler olmuştur.

Bugün, sözde modern dünya, kadını erkekten ayıran temel özellikleri göz ardı ederek sözde eşitlik aldatmacası ile kadını asli görevinden uzaklaştırma, erkeğe başkaldırma ve iffetini koruyamaz duruma getirme uğraşı içindedirler. Bunda da kısmen başarılı olmaktadırlar.

İslam’da, kadına en büyük değerin verilmesi ve saygı duyulması emredilir.

Bizim kültürümüzde kuma yoktur, nikâhsız evlilik yoktur, dayak yoktur, ikinci sınıf muamelesi yoktur, birlikte yaşam yoktur, kadın iffetini ve namusunu kendisi korur, erkek kadının namusuna ve iffetine saygı duyar, Karşılıklı haklar korunarak nikâhlı evlilik vardır. Anadolumuzun değişik bölgelerinde bu saydığım şeylerin çoğunu görmek mümkündür. Hatta bu çarpık yaşama, yüce dinimizi ve Peygamberimizin hayatını örnek göstererek yapanlar çoğunluktadır.

Bu gün, sömürü düzene hizmet eden sözde medeni dünya ile İslam’ı kabile zihniyetinin zindanına hapsetmiş,  Arap dünyası, sermayenin gücüyle yozlaştırmaya çalıştıkları toplumlarda sözde kadın hakları savunucularına kendi yazdıkları senaryoları oynatmaktadırlar.

Ülkemizde, karagöz ve Hacivat oyunu oynatıp, milletimizin kafası karıştırılarak, iki kutuplu Anadolu kadını oluşturma gayretlerini kadınlarımızın görüp kendilerini bu oyunların içinden çıkarıp öz kültürlerine sahip çıkmaları gerekmektedir.

Son yüz yıla baktığımızda, sermayenin geliştirdiği sanayi ve teknoloji dünyasının modernizasyonunda rol almak isteyen Komünizm, Faşizm ve kapitalizm kadını epeyce çıkarları için kullanmışlardır. Bunun yanında, karşılarında alternatif olabilecek Müslüman Türk’ün ve İslam’ın kadına verdiği değeri ve özgürlüğü taşeronları ve işbirlikçileri vasıtasıyla sabote etmeyi de başarmışlardır.

Bugün kadın haklarını savunan kadınlarımıza soruyorum.

Sermayeye teslim olmuş sözde modern dünya kadını köleleştirmedi mi?

Sermayeye hizmet eden modernizasyon, kadını seks kölesi, İş kölesi, reklâm kölesi, pazarlık kölesi yapmamışmıdır?

Toplum adına kurulmuş kurum ve kuruluşlar, sermayeye hizmet adına kadınımızı istismar etmediği söylenebilir mi?

Bizim kadınlarımızın, ne sözde medeni dünyanın ne de kabile zihniyetli, Arap dünyasının yazdıkları senaryoları oynama lüksleri olmamalıdır. Tüm haklarının milletimizin öz kültüründe ve İslam’da bulunduğu gerçeğini görmelidirler.

Kadın olmadan, millet olmaz, vatan bulunmaz, aile ve devlet kurulmaz. Kadına, arzu ettiği değeri ve sevgiyi verilmeden, birlik ve beraberlik sağlanamaz.. 29Aralık 2021

HOŞÇA KALINIZ

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ